Ayşe's profile~~AySHé~~PhotosBlogListsMore Tools Help

~~AySHé~~

~~ÃrkadasLar Space 'me hepiniz HoşgeLdiniz.FotoğrafLardan beğendikLeriniz oLursa bir yorumda Teşekkür ederek aLıp,KuLLanabilirsiniz.Bir teşekkür YeterLidir.İyi vakit geçirmenizi diLerim.SevgiLerLe Ayshe...

Ayşe

Location

Video

 

Custom HTML

http://video.maranki.com/medyaizle.php?haber_id=8 Ahmet Maranki Haber 7 - ''2012 DÜNYA FOTON HAYATA geçişi'' anlatıyor . . . kopyala-arama çubuğuna yapıştır-tıkla-İZLE--- ,Çok Önemli Bilgiler içeriyor!!!!!!!

Custom HTML

 

Whitney Houston

Custom HTML

photography Pictures, Images and Photos

Custom HTML

click to comment
Photo 1 of 11

Custom HTML

click to comment

Video

No content has been added yet.

Custom HTML

http://b.static.ak.fbcdn.net/swf/mvp.swf?8:152716:1

Video

click to comment click to comment click to comment

Windows Media Player

Custom HTML

 
ImageChef.com Flower Text

Custom HTML

 
ImageChef.com Flower Text
July 06

TEŞEKKÜRLER...★hakan★████████ ★ ...

۞۞۞Tek Gerçek۞۞۞
¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´´ .•“´•`“•. `“•.¸ ¸.•´´
Bağı bahçesi içindeki gül gerçek
Gerçek ağla güler isen gül gerçek
Ondan gayri ne var ise sil gerçek
Gerçek olsun hayatında bir gerçek
¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´´ .•“´•`“•. `“•.¸ ¸.•´´
Güzel olur söylenirse söz gerçek
Hele hele ona uyan öz gerçek
Dürüst olursa bakışlar göz gerçek
Tutuşunca yürekteki köz gerçek
¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´´ .•“´•`“•. `“•.¸ ¸.•´´
Kışı gerçek Bahar gerçek Yaz gerçek
Gerçek konuş yazar isen yaz gerçek
Sarı gelin sarıları az gerçek
Nazlandıda aradıkça naz gerçek
¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´´ .•“´•`“•. `“•.¸ ¸.•´´
Söz sultanın söylediği her gerçek
Söylenmeyen sözler kaldı sır gerçek
Çöp olsada sahte olan kır gerçek
Gerçek kalsın kainatta bir gerçek
¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´´ .•“´•`“•. `“•.¸ ¸.•´´
Sahte hiç yok yaradanda yar gerçek
Yağan Yağmur Dolu gerçek Kar gerçek
Dünyada arar isen dünya dar gerçek
Arayanlar bulur elbet var gerçek
¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´´ .•“´•`“•. `“•.¸ ¸.•´´
Nasıl desem bilmem derdim çok gerçek
Zamanede derde çare yok gerçek
Gerçek azaldı yalan çok gerçek
Yalan Dünya ondan öte tek gerçek
-:¦:--:¦:-¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸-:¦:--:¦:-
June 28

Teşekkürler...(af_gu)


Photobucket
Â.Ş.K...

 
Gönül eteğimin suskun dervişi!
Müebbede mahkûm duamsın!
İstersen mürekkebinle dokunma cismime!
Aklımın bağlı ellerini çözen
==Ayın
=====
Şın
=======
Kaf

  ِ عٍِ   ِ ش ِ ق  

Sağ elini uzat Hakkın bağına
Sineme düşen acım yapraksızlığın yaprağı
Dervişin ayak izlerine düşen gölge benim
Tespih tanelerine kardeş adın var

==Ayın

=====Şın
=======
Kaf
 ِ عٍِ   ِ ش ِ ق 

K/af dağının ardında geçmişin sitemi
Niyaza açılan ellerime ses/sizlik şahit
Seccadene bıraktığım bir demet gül
Gök/ Yüzü(ne) haykırsın bendeki adını

==Ayın
=====
Şın
=======
Kaf
  ِ عٍِ   ِ ش ِ ق 

 
Yokluğa açılan kapının ardında
Varlık fidanı duygu yaprağına hasret
Şavkın vuruyor her gece göz pınarıma
Sende kalan umudum
==Ayın
=====Şın

=======
Kaf
  ِ عٍِ   ِ ش ِ ق

Be’nin anlamını güçlendiren nokta(yı)m
Şehadet parmağımla mühürledim bakışını
Oymalı sandığımda sevgi çeyizim
Hücrelerime kaydolan rengin kokusu

==Ayın
=====
Şın
=======
K/af…

 
  ِ عٍِ   ِ ش ِ ق

 

Ten mumu erisin
Abı hayat varlığının resmi
Boz bulanık kekre suyu temizleyen
==Ayın
=====
Şın
=======
Kaf…
  ِ عٍِ   ِ ش ِ ق

  ِ عٍِ   ِ ش ِ ق

  ِ عٍِ   ِ ش ِ ق
 
     Â.Ş.K...
   
 ِ عٍِ  ِ ش ِ ق





Lâle aşkı dilime düştü lal oldu… Gönlüme düştü ahuzar oldu…
June 26

AKDENİZ RÜZGARIN'NA TEŞEKKÜRLER...




Photobucket 
 

Mü'minler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.

AHZÂB 33/23

 


ÜÇ AYLARA GİRERKEN
 

 "Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar. Bu pekçok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâsenizi (üç aylarınızı) tebrik ediyoruz."

 

Dinî anlatımda "Şühûr-ü selâse", yani üç aylar olarak bilinen bu mevsimin girmesiyle birlikte Müslüman ruhları bambaşka bir hava kaplar. Çünkü bu aylar İlâhî rahmetin coştuğu aylardır. Diğer vakitlerde iyilik ve ibadetlere on sevap veriliyorsa, Receb, Şaban ve Ramazan aylarında gittikçe yükselen bir oranda kat kat fazla sevap verilir.

Meselâ, başka zamanlarda okunan her bir Kur'ân harfi için on sevap yazılmaktadır. Receb ayında bu sevap yüz olarak yazılır, Şaban'da üç yüzü aşar, Ramazan'da bine çıkar. Cuma gecelerinde binleri bulur. Kadir Gecesinde de otuz bine ulaştığını düşünürsek, üç aylardaki mübarek vakitlerin âhiret ticareti bakımından ne kadar kıymetli bir fırsat olduğunu anlayabiliriz.

Bu bakımdan üç aylar “pek çok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin (âhiret ticaretinin) bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri (sergisi)” olarak vasıflandırılmıştır. Bilindiği gibi, pazarlar ve fuarlar mühim ticaret yerleri arasında yer alırlar. Haftanın belli bir gününde belli bir yerde kurulan pazarda, insanlar her türlü ihtiyaçlarını karşılarlar. O gün sabahtan akşama kadar pazarın ucuzluğundan istifade etmek mümkündür. Ama o gün pazara gidemeyen bir insan, aynı şartlar altında alışveriş yapabilmek için bir hafta beklemek zorundadır. Çünkü pazar bir günlüktür.

Aynı şekilde, üç aylar da yılda bir defa kurulan ve ahiret ticaretinin yapıldığı pazarlardır. İstifade etmesini bilenler, bu pazardan büyük kazançlar sağlarlar. Ahirete yönelik amellerini diğer vakitlere oranla arttırırlar. Daha fazla Kur'ân okurlar, ilme daha fazla yönelirler, uykularından kısarak ilim ve tefekküre, ibadet ve İslâmî hizmetlere daha fazla vakit ayırırlar. Hayırlı işlerde birbirleriyle yarış içine girerler. Böylece, “bu çok sevaplı ibadet ayları”ndan tam bir istifade ile çıkarlar. Bir mânâda, bu mübarek vakitlerde yapılan manevî hizmetler, insanın ebedî hayatı için yapılmış en kârlı “yatırım” olur.

Buna karşılık, üç ayların fazilet ve kıymetinden haberdar olmayıp da değerlendiremeyenler, herkesin istifadesine açık tutulan çok kârlı bir ticaret imkânından mahrum kalmışlar demektir. Bu kimseler, aynı imkânı tekrar ele geçirebilmek için bir yıl daha beklemek zorunda kalacaklardır.

İşte üç ayların ve bu aylardaki mübarek gecelerin büyük bir coşkunlukla ihya edilmesi bu bakımdan da önem kazanıyor. Çünkü bunlar şeâirdendir, İslâmın sembolü ve alâmetlerindedir.

Bu açıdan şeâirin duyurulmasında hem İslâmın izzet ve şerefinin gösterilmesi, hem de İslâmın mânâsından uzak yaşayan insanlara örnek olunması gibi büyük hikmetler vardır.

Namazlarda, bilhassa Cumalarda ve Kandil gecelerinde camilerin mü'minlerle dolup taşması, radyo ve televizyonda Kur'ân ve mevlidlerin okunması, camilerin mahyalarla (iki minare arasının ışıklı güzel yazılarla) süslenmesi, hattâ kandil simitlerinin dağıtılması, bu İslâm sembolünü ilân eden huzur verici hadiselerdir.

Böylece bütün mü'minler âhiret kazancına yöneliyor. Herkes Allah'ın rızası yolunda sonsuz bir yarışa giriyor. Ve oluşan manevî hava, bütün bir topluma huzur veriyor. Bu huzur havasından herkes derecesine göre istifade ediyor. Yapılan ibadetler, okunan Kur'ânlar, Arş'a yükselen ihlâslı dualar, bitip tükenmek bilmeyen bir şevkle devam ettirilen İslâmî hizmetler, İlâhî rahmetin celbine vesile oluyor. Ayrıca sırf Allah rızası için ve ihlâsla yapılan bu hizmetler, günahların, sefahetlerin ve zulümlerin kirlettiği manevî havamızı temizliyor.

Şu halde, her yıl bizlere ikram edilen bu bulunmaz fırsattan istifade etmeliyiz. Bunun için, mü'min kardeşlerimizle daha sık bir araya gelip sohbetlerde bulunabiliriz. Aramızda Kur'ân'ı paylaşıp imkân nisbetinde günlük ve haftalık hatimler yapmaya başlayabiliriz. Makbul dua ve zikirleri daha çok okuyabiliriz. İslâmî eserlere daha fazla vakit ayırabiliriz. İslâmın hakikatlerini yayma ve anlatma hususunda daha fazla gayret gösterebiliriz. Bu yolda göstereceğimiz en küçük bir gayret, en azından bire yüz netice verecektir.

Bu arada, üç ayların ve kandil gecelerinin evlerimizde ve aile fertleri arasında ayrı bir mânâ içinde yaşanması gerektiğini de unutmamalıyız. Çocuklarımız
o manevî havayı soluya soluya büyümelidirler. Bunun için, mübarek gecelerde onları hediyelerle sevindirip, camilere alıştırmakta büyük faydalar vardır.

Ayrıca, sabaha karşı seher vakitlerinde uyanık bulunmaya çalışarak İslâm âlemi için ve mü'min kardeşlerimiz için dualar etmenin fazilet ve kıymeti sonsuzdur. O feyizli vakitte yapılan duaların kabul ihtimali çok kuvvetlidir.
Bu bakımdan gerek kendimizin, gerekse diğer mü'minlerin dünya ve âhiret imtihanlarında başarılı çıkmaları için Cenab-ı Hakka niyazda bulunmak ve Ondan yardım istemek suretiyle, hem sıkıntı ve musibetlere karşı sarsılmaz bir dayanak noktası bulmuş, hem de tükenmez bir teselli kaynağına kavuşmuş oluruz.

-alıntı- 


Lâle aşkı dilime düştü lal oldu… Gönlüme düştü ahuzar oldu…

June 11

İSLAM NURDUR.'A Teşkkürler...

.................................AŞK................................
Hzİbrahim in ateşe atıldığı zaman ki teslimiyettir,
HzEyyub un hastalığa karşı sabrıdır, zaferidir,
HzDavud un sesidir, eliyle demire şekil vermesidir,
HzMusa nın kızıldenizi ikiye bölen asasıdır
Hzİsa nın kokusunu bile hissettiği Son Peygamber i müjdelemesidir
HzMuhammed in Allah a olan teslimiyetidir
HzMuhammed söylüyorsa doğrudur diyen HzEbubekr in sadakatidir
HzÖmer in adaleti bile hayran bırakan adilliğidir
HzOsman ın şeytanı bile utandıran hayasıdır, edebidir
HzAli nin cesaretidir, ilmidir
HzHüseyin in haksızlığa karşı yürümesidir, şehadetidir
HzYunus un cenneti istemeyip Allah a "Bana Seni gerek Seni" demesidir
Çöllere düşen Mecnun un gözlerinin dağlanmasıdır
Bülbülün güle ötüşü, ölen sahibin başında bekleyen attır
Ezan-ı Muhammed-i okununca felaha, kurtuluşa, namaza koşmaktır
Kur'an-ı Kerim okununca anlamasan bile onu kalbinde hissetmektir
Gönülden gelen bir Kelime-i Şehadettir
Allah ve Rasulunun adı anılınca göz yaşı dökmektir
İSLAM ı doya doya yaşamaktır
Aşk; Sadece kuru bi sevgi yada sonu belli bir macera hevesi değildir,
CANAN la bir CAN olmaktır, onu hergün daha fazla sevmektir,
ALLAH için sevmektir...

Tekeşşürler Hakan Arkadaşım...

CAN DOSTUM
Yürek söz vermişse
Bizde sözden dönülmez
Kalp kalbe gönül vermişse
Bizde sevgi inkar edilmez
Bizde yürek zedelenir ama
Dostluğa ve sevgiye
İhanet edilmez ...
Dostluk ağlamak ise
Yüreğindeki acıyı paylaşmak ise
Üzüldüğümde sıcak bir kucak'sa
Ve dostluk için ateşe atılmak'sa
Dünya durana Can bedenden
Cıkana dek Dostumsun ...
Bir yıldız kadar hoş
Bir okadar da uzaksın
Sen birileri için hayatsın
hep gül mutlu ol ki
O biride hayatta kalsın ...
HAKAN

Teşekkürler Can Arkadaşım....:)

GÖZLERİNLE BULUŞMAK İSTEDİM
Seninle
Bir seninle,
Işıl ışıl parlayan gözlerinde
Buluşmak istedim.
Şimşekler gibi çakan gözlerinde
Kadim tarihi,
Bir de güzele adanmış
Tüm güzellikleri gördüm.
Ve seni senle tanıdım!
Muhammet’i sesinde
İsa’yı kalbinde,
Yüreğinde Musa’yı gördüm
İşte o an,
Seni senle tanıdığımı anladım.
Sana her bakışımda
Mahşer gününü gördüm,
Yangın yerine dönmüş,
Mahşer gününü.
Yeni ateşleri gördüm,
Kar ateşleri.
Ben gözlerini hiç görmedim ki!
Orada ben ilahi ışığı gördüm.
Semaları aydınlatan
İlahi ışığı.
Ve sonra
Öğrenmek için gözlerinin rengini
Tüm kainatı gezdim.
Tanrıça İnanna’yı gördüm.
Sordum Leonidos’a
Ve sonra kahraman Akilleus’a.
Ve daha nicelerini gördüm
Tanrılar ve tanrıçalar diyarında
Kimi kahverengi,
Kimi siyah,
Eladır dedi kimisi de.
Oysa ben gözlerinde
Gökkuşağını değil.
Tüm renklerden oluşan,
Işık bahçelerini gördüm.
Orada ben UMUDU gördüm.
Geleceğe dair parlayan
Sımsıcak UMUDU
İşte bu yüzden
Seninle
Bir seninle
Işıl ışıl parlayan gözlerinde
Buluşmak istedim

........Teşekkürler...Arkadaşım......:)

Ey Zûleyha …
Sevdasını yüreğine katık eden sevgili…
gözlerinden gelen yağmurla yüreğindeki ateşi söndürmeye çalışıpta
her damlada bin yürek yakan…

Sen ki suretin güzeline bir sınav oldun…
O ki sana cennet vesilesi….
Ömrün ki Yû’suf ila aslına bürünmüş, gerçeği bulmuştu gerçek sevdayı yaşamıştı…

“Zûleyha ki Leyla’dan, Aslı’dan, Şirin’den, Zühre’den ve hatta Zahide’den sahici…”

Sabrın sevgiliyi getirdiğinin en açık kanıtı değil misin?
Sevgiyi dilde yaşatmak kolay ve gerçekten uzaktı….
oysa sen sevgiyi önce yüreğinde yaşadın öylesine büyüttün ki
kaldırmadı küçücük görünen ama kocaman olan o yüreğin
sonra göklere saldın
Rabbine ulaştın

“Aşık olmayanlar Zûleyha ismine dokunmasınlar”

ama Zûleyha
bil ki;
adını yazdık yüreğimizin en kör noktasına
Aşk deyince
kulaklarımızda sen çınlıyorsun
ilk önce Yûsuf diye eriyişin
ki Rabbim sana lütfedince Yûsuf’u
Yûsuf’tan ilahiye dönen aşkının büyüklüğünü anıyoruz

bil Zûleyha
senden yüzyıllar sonrada yaşıyoruz

“Aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş, kıyamete kadar
sökülmez imiş.
Aşk ile insan elbet güneşe benzer ve aşksız gönül misali taşa benzer
Hayatı aşka bölünce aşk çoğalır;
bütün hayatları toplasan geriye Aşk kalır….”
__________________

ADINA DOST DERLER (Deniz Sea'ya Teşkkürler... :)

ADINA DOST DERLER
Hani vardir ya her yerde, hissetmek istersin onun varligini...
Hani hep yanibasinizdaymis sanirsiniz, ismini söylersiniz dalginlikla, her an berabersinizdir...
Yaninda oldugunu unutuverirsin bir andan sonra, sonra üzüldügünde o simsicacik kollarini açar sana, sarilir aglarsin omzunda doya doya...
Senin sorununu kendi sorunu gibi benimser, bir kolun bir bacagin olur adeta...
Ayrilmak istesen de koparip atamazsin...
Bir türlü sevindiginde ise senden fazla mutluluk duyar...
O senin için farklidir bütün insanlardan, tabii sen de onun için...
Aranizdaki sevginin bitmesine izin vermezsiniz, kimse bozamaz aranizi, kimse araya girmeye dahi cesaret edemez...
Ne zaman yardima ne zaman insana ne zaman dosta ihtiyaciniz olsa hep yaninizda bulursunuz, kendini adeta sizin için ayarlamistir...
Beraber gülüp beraber aglarsiniz, daima olumlu özellikler verirsiniz birbirinize...
O sana gülmeyi ögretir sen ona kahkaha atmayi...
O sana emeklemeyi ögretir, sen ona yürümeyi...
O sana okumayi ögretir, sen ona yazmayi ve bu böyle sürüp gider...
Iste bunun adina DOST derler...
Hayatta hiçbir seyiniz olmasin ama hep bir dostunuz olsun...
Dostlarinizin Kiymetini Bilin...

GÖNÜL KU$U (Dayı'ya Çok Teşekkürler...:)

Gönül havalandı inmiyor yere
Başını göklere değer sanıyor.
Mezarı gösterdim ona kaç kere
Dünyayı içine sığar sanıyor.

Görmüyor gerçeği kör olmuş gözü
Maksudun bulmadan gülmüyor yüzü
Gidip bir faniye bağlamış özü
Herkesi ölümsüz doğar sanıyor.

Acı gerçekleri peşinde yordum
Nef’s atına binip dört nala sürdüm
Seni Züleyha’nın fikrinde gördüm
Yusuf’u zindanlar boğar sanıyor.

Kimi gönül güder,kimisi kulu
Kimi oturmaya bulamaz çulu
Kimi biriktirir, parayı pulu
Tükenmez üst üste yığar sanıyor.

Güzel görsen işvesinden nazına
Tel olursun döşündeki sazına
Güvenilmez hem kışına yazına
Her mevsimde yağmur yağar sanıyor.

Hilkati’yim gönül senin elinden
Gölgelenmem ağacından,dalından
Petek olsan yemem senin balından
Arı gibi her dem sağar sanıyor.
June 10

Ahmet Baki'den...

 

FREKANS OKYONUSU(AHMET BAKİ'DEN)

Frekans Okyanusu

Bir beynin “ilgi alanı” ile bunları değerlendirebilme alanı olan “kapsama alanı” hiç bir zaman aynı olmaz!

Sistem Bilgi Kitabımız Kur'an-ı Kerim'i, günümüz anlayışıyla değerlendirebilmemizi kolaylaştıran Modern Bilim, bize, bu evrenle birlikte iç içe sayısız paralel evrenlerin varlığını; hatta şu anda bu satırları aynen okuyan, bir “ikizimiz” olduğunu bildiriyor!

* * *

Önce şu hususu iyice anlamaya çalışalım…

Bir gül ve karşısında bir kamera düşünün!… Kamera, önce, gülü “elektromanyetik frekanslara” dönüştürüyor; ve hemen ardından bir televizyon ekranında bu frekanslar yeniden orijinal gül görüntüsüne çevriliyor… Böyle tanımlıyoruz, ancak gerçekten böyle mi acaba?…

Aslında

kamera, gülü, frekanslara dönüştürmüyor! Gözün gül şeklinde gördüğünü, kamera sadece “frekanslar” şeklinde görüyor ve öylece kayda alıyor…

Görme, duyma, dokunma, tat alma ve koklama olarak adlandırdığımız beş duyu organlarının hepsi de gerçekte değişik frekansları dönüştüren birer “frekans çözümleyicisi” işlevini yerine getirmektedir!.

Çözülen frekanslar ise beyinde birer anlam olarak değerlendiriliyor.

Nesnel diye kabul ettiğimiz dünyanın, şartlandığımız gibi olmadığını şimdilerde yavaş, yavaş kavrıyoruz!

Oysa evliyaullah denen seçkin zevât, bunu yüzlerce sene önce keşfedip yazmışlar…

Neyse onlar bir yana…

Evrene başka bir gözle (özle) bakıldığında, seyredilecek olan frekanslardan oluşmuş bir “titreşimler okyanusu” söz konusu…

Beynin muhatabı, dışındaki, ötesindeki bir dünya değil, aslında gözün retina tabakası üzerindeki imge!

Yani “görme” dediğimiz algı, dışarıda zannedilenle beyin arasında değil; gözün retina tabakası ile beyin arasında gerçekleşen ve çözülen bir kavrayış biçimi! Ancak “zan”, her şeyin, ötede olduğu yönünde!

Keza işitme, koklama, dokunma da yine öyle!.

Beyin

bir yorum merkezi; beynin uzantıları durumundaki mercekler olan duyu araçlarından filtre edilerek kendisine ulaşan titreşimleri, o andan önceki kendi veri tabanına GÖRE yorumluyor, “anlamlar” olarak “kavrıyor”…

Eğer “algının” önündeki bu mercekleri kaldırabilsek, algılanan “sınırsız titreşim okyanusu”ndan başka bir şey kalmayacak…

Eğer “algının” önündeki mercekleri kaldırabilsek, nesnelerin yerinde, tıpkı bir hologram plakasının üzerindeki gibi “frekans girişim desenleri” kalacak…

Yaşadığımız evrenin kendisi ve evrendeki her şey çift yaratılmış!

Biri, taştan, topraktan, sayısız nesnelerden oluşmuş, uzayda bir yer tutan “fiziksel evren”…

Diğeri, sırf dalgaları ve girişim desenlerini barındıran, “uzay ve zaman ötesi bir frekans okyanusu”

İnsan çift

yaratılmış!.

Biri, madde bedenden ibaret nesnel sureti; diğeri, merceksiz bakışa karşılık gelen girişim desenleri şeklindeki ışınsal sureti

Kendini et-kemik sanarak ve beden mezarına tutsak olarak maddî zevklerle ömür tüketen; beş duyuya bağımlı amaçlarla uzay ve zaman içerisinde evreni maddi bir kütle olarak kabul edip; dışında gördüğü bu varlıklar üzerinde hükmetmek gayesiyle varlığını kanıtlama çabasındaki “insan”…

Ve yanı sıra…

Zaman ve mekân kayıtlarının ötesindeki düşünsel “insan”!

Tüm evreni düşünceden, şuurdan ibaret olarak algılayıp, her şeyin yalnızca düşündüklerinde var olduğuna inanarak, varlığı kendi özüne dönük değerlendiren “insan”…

* * *

Bir kameranın aldığı görüntü, karşısındaki objenin filme temasıyla oluşmuş bir görüntü değil, filmin üzerine düşen frekansların izidir, ışınların görüntüsüdür, dedik.

Ekranda veya bir fotoğrafta gördüğünüz nesne, o nesnenin ışınsal bedeninin, gözün algı kapasitesine uyarlanmış suretidir.

Kameranın şeffaf merceği üzerine düşen, gözün sandırdığı gibi nesnenin resmi değil, karşısındaki “sınırsız frekanslar okyanusu” ve o okyanustaki çeşitli “girişim desenleri”dir.

Eğer bir kameranın şeffaf gözüyle bakarsanız, karşınızda nesneler olmayacak, oysa kendinizi çeşitli frekans girişim desenleri içerisinde bulacaksınız… Şu anda ve burada!..

Biz her şeyi çift yarattık; umulur ki tezekkür edersiniz!”

Subhandır O ki, hepsini çiftler hâlinde yarattı; yerin bitirdiklerinden, nefislerinden, ve bilmediklerinden!”

Bilimin henüz ulaşamadığı atomaltı düzeyde elbette sayısız enerji katmanları mevcuttur.

İnsanın evreninde varlığın iki yönü; yani, düşünsel (anlam) ve nesnel (bedensel) yanı mevcuttur… Ayrıca sayısız atomaltı düzeyler ile sayısız üstmadde düzeyleri…

İnsanın “Sağı” ve “Solu” durumundaki bunlar yanı sıra, bilmedikleri de sonsuzdur!.

Evren kitabını düşünsel güçleriyle “OKU”yanlar…

Onlar yanısıra, her şeyi maddesel nesneler yığını olarak algılayıp, madde ötesi güçleri değerlendiremeyenler…

Evren içre evrenler sayısızdır…

Bu evrende atomaltı parçacıklar düzeyinde kâh dalga hareketinin, kâh da tanecik hareketinin gözlenmesi ve her oluşumun kesin biçimde bu evrenin bir fizik kuralıyla açıklanamaması, gözlemci bilincin varlık üzerinde söz sahibi olmasının ve bilincin paralel evrenlere açık oluşunun sonucudur…

Atomaltında gözlendiği ifade edilen yapılar

elektron gibi kâh belirli bir anda belirli bir noktada gözlenirler (bu durumda enerjileri yoktur); kâh da belirli bir enerji taşıdıkları halde bulutumsu (kuantum dalga modeli) şekilde gözlenirler, ancak bu durumda da belirli bir yerleri yoktur. Yani, tanecik halinde gözleniyorlarsa, enerjileri yoktur; bulutumsu dalga şeklinde gözleniyorlarsa, bu kez yerleri ve belirli bir konumları yoktur… Bu demektir ki, ya enerjisini tespit edeceksiniz, ya da yerini; fakat biri varken diğerinin varlığından bir eser bulamayacak, söz edemeyeceksiniz…

Esasında bu konu çok enteresan gerçeklere işaret etmektedir.

Bahsedilen bir durumdan diğer duruma geçiş veya bir evrenden diğer bir paralel evrene geçiş, duyularla gözlemlediğimiz madde evrenin tükendiği; ama bilincin seyrine devam edebildiği farklı varlık boyutlarına delildir.

Fizik boyutun derûnundaki herşey, ölçümlerin ve karşılaştırmaların sonucu olarak “anlamlar” vasıtasıyla akıl dediğimiz meleke sayesinde kavranmaktadır…

Derinliğine dalıp, araştırıp keşfedebildiğimiz, bir frekans okyanusu!. Okyanus Ötesi nasıl, orada neler var, “Okyanus Ötesinden” okyanusa ve oradan bu evrene neler nasıl ulaşıyor, bu akılla bilinesi değil…

Sayısız paralel ve paralel olmayan evrenler, “ALLAH” ismiyle işaret edilenin indinde, bu cümlenin sonundaki bir nokta hükmünde bile değil.

Bilim, kavrama olayını şimdilik bir frekans çözümleyici olarak “beyne” atfediyor… Ancak beynin ve duyuların da fiziksel beden gibi yalnızca birer hologram olduğunun anlaşılması, elbette “şuur” hakkında yeni bir anlayışın oluşmasını getirecek…

Yapılan araştırmalar, tüm atomaltı parçacıkların “bilgiyi” aralarında aktif olarak kullanıldığını ve

aslında “bilgi birikimi” ve “verilerin karşılıklı interaksiyonu” olan “anlam” dediğimiz şeyin, sadece kişinin zihnine ait değil, evrenimizdeki tüm nesneler için geçerli bir nitelik olduğunu ortaya çıkarmıştır…

Laboratuvarlarda, elektronların davranışları sırasında çevrelerine bir tür bilgi aktardıkları ve şuurlu özelliklere sahip şekilde organize davrandıkları gözlenmektedir…

Sonuçta, bilginin kavranmasının sonucu olan ve “anlam” denen şeyler, madde ile ışınsal (nur) diye tanımladığımız, —beş duyuya göre— varlığın çift yüzü arasında hizmet eden ve yine bize göre ışınsal katmanda kalan varlıklardır…

Dini terminolojide, “melek” kelimesiyle işaret edilen varlıklar “anlam”lardır…

Her bireyin “meleke” kazanmış olduğu eylemleri, kendi varlığında zâhir olan mevcut meleklerin faaliyetindendir…

Ne çare ki bizler, mecaz ve benzetme yollu anlatılan gerçekleri kelimelerdeki şekliyle kabullenme faziletimiz(!) sebebiyle, melekleri, nesnelerden kopuk, uçan kızlar gibi figürlerle resmetmiş, sonra da göklerde arar olmuşuz…

İşte biyolojik bedenle şuur arasında bağlantıyı sağlayan o meleke, gerçekte madde ile nuranî beden arasındaki bağlantıyı sağlayan bir “anlam”dır…

Mevcudâttaki her şey, varlığını, derûnundaki anlamlar evreninden alır, yani melekût boyutundan…

İsa

aleyhisselâm'ın insanları davet ettiği “göklerin krallığı”, yeryüzü krallıklarıyla mukayese ederek indimizde değer biçtiğimiz saltanat makamı değildir…

Semâ”, gökyüzü değil, anlamlar orijinli “esma” (isimlerin mânâları) boyutunun adıdır…

“Semânın krallığı”, saltanat değil, hilâfettir ki; yeryüzünde her fert bu hilafet özelliğiyle vardır…

“Her şey semâdan yeryüzüne iner”, ifadesi, “anlamlar evreni, madde evrenin kaynağıdır,” demektir…

İniş

, yani “nüzul, tavandan yere doğru değil; Özden, görünene doğrudur!

Yüzünü, beş duyu sınırlarının ötesinde varlığının özüne dönemeyen

şuuruyla gördüğünün derûnuna yönelemeyen—, “ALLAH” ismiyle işaret edilene “imanı” olmadan yaşamakla, düşünce ve imanın gücünden bîhaber kalacaktır ve kendini et-kemik beden sanma düzeyinden, bilinç boyutunun değerleriyle yaşama düzeyine geçme melekesini kendinde bulamayacaktır. Bundan dolayı, evrensel bilince ait melekî özelliklerin yaşandığı “cennet” denen boyuta dahil olma şansını da sonsuza dek yitirecektir.

Cennetin sakinlerinin melek olmasını; bağın, bostanın içinde rengârenk tül giysiler içinde şirin kızlar gibi yorumlayıp, mecazların ardındaki gerçeklere “hadi canım”, diyen; madde bedeninin ötesinde zevk tanımayan, bilincin zevklerini tatmaktan mahrum dünya ehline bu açıklama ne değer taşır acaba?…

Yaşamını, Rasûlullah (aleyhisselâm)'ın bildirdiği ALLAH indindeki DİN'in gereklerine göre değerlendirmeyenler, kendi hakikatleri olan Evrensel Bilincin meleki güçlerinin” farkında olamamaları sebebiyle; ölüm ötesi diye bildirilen ışınsal ortamların şartlarında güçsüz kalacak; çeşitli yaşam safhalarında cereyan edecek doğal olaylar karşısında, hareketsiz, kıpırdayamaz, tutsak, aciz ve sıkıntılı vaziyette kaldıklarını görerek, dünya yaşamlarında bildirilen tehlikelere vurdum duymazlığın pahasını ağır bir pişmanlıkla ödeyeceklerdir.

Güneşin dünyayı kuşattığı “Mahşer Günü”, kiminin dizine, kiminin boğazına, kiminin de çenesine kadar tere batacağı şeklinde anlatılanı; saunada kömürle ter atmak gibi yorumlayan beş duyu mahkûmu bir beyne bu sözler ne ifade eder ki!!..

Sistemde mazeret geçersizdir

. Onun için:

Dünyada amâ olan ebediyette amâdır.

Hazreti İsa aleyhisselâm:

Sanmayın ki ben sizi bir araya toplamaya geldim; ben kurtla, kuzuyu ayırmaya geldim,” diyor…

Semânın melekûtuna erişmek için “mâna=şuur=gönül” âlemine doğun ve önce kendinizde, kurtla kuzuyu ayırın!

Muhammedî

hakikatin gereğini yaşayabilmek için, “benim” sandığınız her şeyinizi verin; şartlanmalar, değer yargıları ve duygulardan arınmak suretiyle, “ölmeden evvel ölün!”

Bu her şeye değer…

Bunu ele geçirmek için ikinci bir şansınız olmayacak!..

Ya gaflet içinde, ya da her şeyin hakikatini görerek gideceksiniz. Arası yok!.

Bugününüz, yarınınız demektir!

Şu an hangi hâldesiniz?

Teşekkürler hilal...

hissederim söyleyemem, ağlarım ağlatamam,
dili bağlı kalbimin bundan pek bizarim.




 
                                                                   http://img1.blogcu.com/images/i/h/v/ihvanim/elif.jpg

Aşk da tıpkı elif gibidir,isminde gizlidir,ama okunmaz.o olmadan da besmele sese gelmez.o her şeyin içindedir,ama hiç bir şeyde görünmez. hz.mevlana

 
 
 
 

http://img1.blogcu.com/images/i/h/v/ihvanim/vav2.jpg


İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.
 
 
 


http://img1.blogcu.com/images/i/h/v/ihvanim/vav4.jpg


Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.
Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.
İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.

 
 
 


http://img1.blogcu.com/images/i/h/v/ihvanim/vav5.jpg


Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.
İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.
Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?

 
 
 
 


http://img1.blogcu.com/images/i/h/v/ihvanim/vav6.jpg


Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.
Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.
Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.
Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.

 
 
 
 
 
 
 


http://img1.blogcu.com/images/i/h/v/ihvanim/vav9.jpg


İyi bakıldığında, görmek için bakıldığında; Bazen bir insanın secdedeki hali, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer..Vav Harfi, 'ın Vahid ismini ve birliğini simgeler. Ebced hesabında 6 rakamına denktir ki ; Bu yönüyle aynı zamanda imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir.Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır.

 
 
 
 
 


http://img1.blogcu.com/images/i/h/v/ihvanim/vav7.jpg


Ey aşkın binbir başlı vav hali
Ey sonsuz kavram
Gaflet vaktinde
Gel gönlümün üstüne
Usta bir hattatım ben
Aşkı çizerim mekânlara
Aşk sığmaz ki bu ummana
Vav olur gözlerimiz
Bürünürüz canlara
Bir seyyah gibi
Gelip göçen, göçüp giden
Bu mekândan mekân'a
Demem o ki
Tarifini yapamam ben imkâna
Bir hattatım
Zamana vav çizmekteyim
Hilalin dolunaya
Dolunayın hilale dönüştüğü zamana

 
 
 
 
 


http://img1.blogcu.com/images/i/h/v/ihvanim/vav8.jpg


Ve mahlukat
Nefes nefes aşk çekerken Mevla'ya
Üstümde aşk kokusu var
Yaşadıkça beni yontar
Ve benzetir insana
Elimde vav
Gönlümde vav
Gözümde vav
Dem dem vav kesilirim
Beni insan yapana
Ey kalbimden geçeni bilen Allah'ım
'Kulum' de kâfi bana
İster nârına garket İster nuruna

 
 
 
 
 


http://img1.blogcu.com/images/i/h/v/ihvanim/vav10.jpg


Meşhur bir hikayedir:Hafız Osman fırtınalı bir günde dolmuş kayıkla Beşiktaş'a geçecektir. Bir kayığa biner. Yol bitmek üzereyken kayıkçı ücretleri ister. Fakat Hafız Osman o gün aceleyle çıktığı için yanına para almayı unutmuştur. Kayıkçıya; 'efendi, yanımda param yok, ben sana bir 'vav' yazayım, bunu sahaflara götür,karşılığını alırsın' der. Kayıkçı yüzünü ekşitip söylenerek yazıyı alır. Bir müddet sonra kayıkçının yolu sahaflar tarafına düşer. Bakar ki yazılar, levhalar iyi fiyatlarla alınıp satılıyor. Cebindeki yazıyı hatırlar ve götürür satıcıya. Satıcı yazıyı alır almaz 'Hafız Osman vav'ı' diyerek açık artırmaya başlar. Sonuçta iyi bir fiyata 'vav'ı satar kayıkçı. Kayıkçı bir haftalık kazancından daha fazlasını bu 'vav' ile kazanmıştır. Bir gün Hafız Osman yine karşıya geçecektir ve yine aynı kayıkçıyla karşılaşmıştır. Yol bitmek üzereyken yine ücretler toplanır. Hafız Osman da yol ücretini uzatır kayıkçıya. Kayıkçı 'efendi para istemez, sen bir 'vav' yazıver yeter' der. Hafız Osman gülümseyerek ; 'efendi o 'vav' her zaman yazılmaz.Sen dua et para kesemi yine evde unutayım' der...Ruhları şâd olsun üstadların...

 
 
 
 
 
 


http://img1.blogcu.com/images/i/h/v/ihvanim/vav12.jpg


'Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O'na döneceklerini umanlar ve Allaha karşı gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir' Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur. İşte o ayet: 'Secde et, yaklaş!' Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu. Secde et, vav ol, vay dememek için şey olan insan herşey demek olan Rabbinin önünde

 
 
 
 
 


http://img1.blogcu.com/images/i/h/v/ihvanim/vav13.jpg


Duâ
Manası: '(En üst orta:) Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla başlarım. (Sağ ve sol daire içi:) Allah Teâlâ'ya imân ettim (orta kısım) ve meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna, (ortanın altı) öldükten sonra dirilmenin gerçek olduğuna inandım. Ben şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki Muhammed onun kulu ve Resuludür.'


Bu eser 1956 senesinde yazılmıştır ve şu anda orjinali İstanbul Topkapı Sarayı Yazı Salonu'nda bulunmaktadır. Orjinal boyutları 43x54 cm'dir. Eserin en alt satırında Arapça olarak İcazet yazı stili ile hattatın imza cümlesi yer almaktadır ve manası şöyledir: 'Bunu yazan Güzel Sanatlar Akademisi hat muallimi fakir Hacı Mustafa Halim günahlarının bağışlanmasını diler.'


Hattatlar bazen eserlerinin sonuna bu tür imzalar atarlar ve kendilerini 'âciz', 'fakir', 'günahkâr' gibi sıfatlarla niteleyerek tevâzu gösterirler.


 

     Bu çalışmada İslam inancının temel taşlarını görüyorsunuz. Buradaki yazıların hepsine birden 'Amentü' adı verilir. Çoğu müslümanın ilk ezberlediğii duâlardan birisi budur. Çünkü bu duâ, Müslüman kabul edilmek için söylenmesi gereken sözleri toplu halde içermektedir.

May 03

Teşekkürler...(BİRİNDAR FREEDOM)

 
:
Senin Hasretindir Ya Resul

senin Hasretindir Yakip KÜl Eden
Senden Cok Uzakta Bu Beden

Seni GÖrmektir Hayalim
GÖrÜyorsun Elbet Benim Halim

Illaki Cok Kusurlarim Var
Sen Rahmet Eyle Ey GÜzel =yar=

Napayim Bu DÜnyayi Sensiz
DÜnyam Tuzsus,sekersiz Cok Sessiz

ÖzlÜyorum Seni,dinmeyen Özlem Bu
Olurum Insallah Sana Layik (ya Hu)

Seni Cok Seviyorum Ya Rasul
April 24

Teşekkürler marmarisli Arkadaşım...

Paketin üstündeki kartın üzerine tıkla..
 
 
 
http://www.anmar4u.com/uploads/images/anmar-9e8aa147e8.gif

Teşekkürler Deniz arkadaşım...(deniz sea.izmiryazan)

:
Cuma Duası
Lailahe illallah Cuma’nın sebebiyle, Muhammedün Resullullah gerek yüzün gölgesiyle dünya ve ahiret muradımı ver.

Melekler duasıyla, Ya vedüdüm, entel maksudum, Kulhüvellahü ehad, bin bir kere ya samed, cennet kapılarını aç, benim günahımdan geç.

Benim günahım varsada senin gibi halikim var. Muhammed Aleyhisselam dostum var.

İlahi kabre vardığım gece lütfeyle, yalnız kaldığım gece bilmediğimi bildir. Kabrimi nur ile doldur. Kevser şarabına daldır, ulu cemalini göster.

Gece gündüz yalvarırım sana dünya ve ahiret muradımı ver bana.

Rabbim Allah, fikrim zikrullah, kalbimin nuru Resullullah, evvelim Allah, ahirim Allah, La ilahe illallah Muhammedün Resullullah.

Cuma gibi günümüz var. İslam gibi dinimiz var. Muhammed gibi şahımız var. Allah dedim, dostum dedim, 99 ismine mühür vurdum, üstüne.

Sırrım sübhanım Allah, derdim dermanım Allah, gafil kuluna gam düşmüş, yetiş imdadımıza ya Muhammed.

Kulhüvellahü ehad, bin bir kere ya samed, ya Allah, ya Muhammed umarız senden şefaat.

Lailahe illallahtır özüm, Muhammed Mustafadır sözüm, ihlas-ı şerif ile yıkadım yüzüm. Ayetele kürsü için sen kabul eyle sözüm.

Bugün Cuma günüdür. Dinim İslam dinidir. Dinimin İslam dini olduğuna, yetmiş binin nısfına, mühürledim üstüne.

Lailahe illallah üç muradım var, biri cennet, bir ırmak diyarını görmek. Aç cemalini göster diyarını.

Ya Resullullah! Aman yarabbi ya rabbena her halimiz malumdur sana, gece gündüz yalvarırım sana. Her zaman sana muhtacım, cemalini göster bana.

Cennetine davet et Allahım kabrimizde rahatlık, sıratta selamet, tatlı canımız sana emanet, son nefesimizde selametler ihsan eyle.

Kabir suallerimiz ahsan eyle, cennetinle cemalini cümleyle beraber bana da nasip eyle.

Lailahe illallah selalar duası için, Muhammedün Resullullah arşı ala gölgesi için hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara edalar ihsan eyle Ya Rabbim.

Elif Allah, Nur Muhammed tez selamet.

Ya Celil, etme zelil, gönder delil. İlahi Yarabbi hacetimi rahmet deryasını ulaştır, duaya açılan elleri icabete eriştir.

Allahım senden başka kimsemiz yoktur. Lailahe illallah arşı alaya Muhammedün Resullullah şükür Mevlaya.

Yarabbi yarabbena her halim malumdur sana, cenneti alada cemalini göster bana.

Lailahe illallah günahlarımız af eyle, Muhammedün Resullullah makamımı nur eyle.

İlahi Yarabbi son nefesimde kendime malik olmadığım zaman bu duamı sana emanet ederim.

Selatü selaya yolladım Mevlaya, sen cümlemizin muradını ver gelecek Cuma’ya.

Lailahe illallah ve cellehü edası ile, Rabbim muradımızı ver melekler duası ile.

Lailahe illallah kalbimizi karartma, rızkımızı azaltma, kabrimizi, daraltma, senden başka kapı aratma, muhannete muhtaç etme.

Lailahe illallah imanla sabır, Muhammedün Resullullah azapsız kabir.

Allahım beni af eyle, her derdimi def eyle, rızkımızı bol eyle, kabrimizi nur eyle, sual meleklerinin cevabını muktedir eyle.

Evvelim Allah, ahirim Allah, kalbimde beytullah Lailahe illallah Muhammedün Resullullah. “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü” diyerek çene kapatmak nasip eyle Yarabbi.

Allahım şeytanın şerrinden, kabirdeki yılanlardan, çıyanlardan, ölümün dehşetinden, kabirin azabından, sıratın zulmetinden muhafaza eyle Allahım.

Ölümün hayırlısını, üç ayların birisini, Yasinin yarısını okurken ölmeyi nasip eyle Yarabbi.

Amin.

Teşekkürler Aysun arkadaşım...

HAYIRLI CUMALAR DİLERİM
islam desing 00071 by art islam.
 
 

But if they turn away, Say: "(Allah) sufficeth me:

 there is no god but He:

 On Him is my trust,- He the Lord of the Throne Supreme!"

 

Eğer yüz çevirirlerse de ki:

 "Bana Allah yeter. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur.

Ben ancak O'na tevekkül ettim. O, yüce Arşın sahibidir."

(Quran-9/129) 

 

Kimsesiz kaldığımızda,

 mutluluğumuz alındığında ellerimizden,

yalnız bırakıldığımızda, suçlandığımızda,

 kınandığımızda; bir seccadenin şefkatinde

 dualar kalbimize deyip geçerken,

 dil ile ikrar edilen kalp ile tasdik olunduğunda...

ALLAH BİZE YETER...

 

Duanın gücünü anlayıp yalnız O'ndan istediğimizde,

 O'na güvendiğimizde, O'ndan başka hiçbir şeyimiz kalmadığında...

ALLAH BİZE YETER...

 

O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır.
"Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır
..."

Vakt-i şerif, Cuma, ahir ve akibet hayrola...!

April 22

Teşekkürler..( ★hakan★████████ ★ ...yazan)

 
:
____________█۩۩۩█____█۩█
_______█۩█__█۩۩█__█۩۩۩█
______█۩۩۩█___۩█__█۩۩█
________█۩۩█_CANIM______۩█
___█۩۩█__۩█__█۩█_____█۩█
__█۩۩۩۩█____█۩۩█___█۩۩۩۩█
____█۩۩۩█____█۩█____█۩۩█
__________۩█______█۩█__█
_________█۩۩█__█۩۩۩۩█__█
_______█۩۩۩۩█__█۩۩۩█____█
________█۩█______█۩█_____█
__ARKADAŞIM___________█
______█_█___________█_█_█
____█۩۩۩۩۩۩█_____█۩۩۩۩۩۩۩█
__█۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩█۩█۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩█
_█۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩__█۩۩۩۩۩█
_█۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩__█_۩۩۩۩۩█
_█۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩_█__۩۩۩۩۩█
-_█۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩█__۩۩۩۩۩۩█
___█۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩█
____█۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩█
______█۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩█
________█۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩۩█
__________█۩۩۩۩۩۩۩█
____________█۩۩۩█
___________█_█۩█
__________█___█
--(¯`'*.¸(¯`'*.¸_¸.**.¸_¸.*'´¯)¸.*'´
(¯`'*(¯`**.¸_¸.*'´¯¯`'*.¸_¸.*'´¯)¸.*'´¯)
--«´ ***HAYIRLI GECELER SELAM VE SAYGILAR*** » --
(_¸.*(_¸.*'´¯`'*.¸__¸.*'´¯`'*.,_)*.,_)
--------'(_¸.*'´(_¸.**.¸_)`'*.¸_ CAN DOSTUM

Yürek söz vermişse
Bizde sözden dönülmez
Kalp kalbe gönül vermişse
Bizde sevgi inkar edilmez
Bizde yürek zedelenir ama
Dostluğa ve sevgiye
İhanet edilmez ...

Dostluk ağlamak ise
Yüreğindeki acıyı paylaşmak ise
Üzüldüğümde sıcak bir kucak'sa
Ve dostluk için ateşe atılmak'sa
Dünya durana Can bedenden
Cıkana dek Dostumsun ...

Bir yıldız kadar hoş
Bir okadar da uzaksın
Sen birileri için hayatsın
hep gül mutlu ol ki
O biride hayatta kalsın ...
--(¯`'*.¸(¯`'*.¸_¸.**.¸_¸.*'´¯)¸.*'´
(¯`'*(¯`**.¸_¸.*'´¯¯`'*.¸_¸.*'´¯)¸.*'´¯)
--«´ *** *** » --
(_¸.*(_¸.*'´¯`'*.¸__¸.*'´¯`'*.,_)*.,_)
--------'(_¸.*'´(_¸.**.¸_)`'*.¸_

Teşekkürler(Yağmur Yağmuryazan: )

 
 


Göz, neyi görürse, akıl onun derdine düşüp onunla meşgul oluyor..

Öyleyse, ey göz, güzel bak !..

Sen güzel baktıkça, güzeli gördükçe, kainatın sayfaları açılacak bir bir önüne..
Sen bakmaman gerekenlere baktığında, yorulacak akıl ve kalp.Gayenin önünü toz kaplayacak..

Kulak, işittiği sözleri tekrarlıyor..

İşitilenlerden akla bir yol gidiyor sanki ve gereksiz her söz, o yolda ilerleyip, beyin kıvrımlarında yerini alıyor..

Öyleyse, ey kulağım, kötü şeyler işiteceğini bildiğin yerden kaç..Gıybet ve dedikoduya kapan..


Eller ve ayaklar, her gün türlü işte çalışıyor..Gidilmesi yere götürmeyip uzanıveriyor bazen ayaklar bir yerlere..

Bazen, eller, vermesi gereken yere uzanmıyor..Geri çekiliyor..

Öyleyse, ey el, “veren” ol..Ve ey ayak, en güzel yerlere taşı bu bedeni..

Kalp, neyle doluysa, ameller de o yönde oluyor..Kalbin ne kadar kısmını boş sevgiler kaplıyor?Sevgilerin esas sahibine yönelmeyince, bir yük oluyor kalp..

Ey kalp, seni Yaratan’dan çok sevebileceğin kimse var mı?…

Akıl…Güzelliklerin de, kötülüklerin de gerçekleşmesinin önceki durağı..İradeyle yönlendirilen, niyetlerle anlamlanan ameller…

İşte ey aklım, düşünmektir mesleğin.. Tefekkürdür emelin..

Hayrı ve iyiyi hayal etmekte, hayra karar vermekte, iradene hakim olmakta, yani senin işleyişinde belirleniyor her şey..Çizgiler böylece çiziliyor..

Dil, türlü tatlarla mütelezziz..Türlü kelamlarla müteellim..
Bazen, dökülen kelamın her biri ayrı bir tohum, ayrı çınarlar yetiştirecek..
Bazen, ağır bir yük olarak inecek insanların kalbine kırıcı sözler..

İşte, ey dil!… Sarf ettiğin sözleri koru…Hayra dön, şerde tutul..

İyi tad.. Fabrikanın yasakçısı hükmünü koru..

Bütün âzâlarımızın her daim şükrünü edâ
edebilme duâsıyla…!

Teşekkürler...(nilkrali01yazan: )

 
:
Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim...

Bülbül benim lisanımla ötüştü.
Bir gül için can evinden tutuştu.
Yüreğine Toroslar'dan çığ düştü.
Yangınımı söndürmedi kar benim...

Niceler sultandı, kraldı, şahtı.
Benimle değişti talihi bahtı,
Yerle bir eylerim tac ile tahtı,
Akıl almaz hünerlerim var benim...

Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim'i,
Her oyunu bozan gizli zor benim...

Yeryüzünde ben ürettim veremi.
Lokman Hekim bulamadı çaremi.
Aslı için kül eyledim Kerem'i.
İbrahim'in atıldığı kor benim...

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di.
Hatrım için yüce dağlar delindi.
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim...

İlahimle Mevlana'yı döndürdüm.
Yunus'umla öfkeleri dindirdim.
Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
Mevla'danım, hayır benim, şer benim...

Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
Görünmezim cismim de yok, resmim de
Dil üzmezim, tek hece var ismimde
Barınağım gönül denen yer benim

Benim için yaratıldı Muhammed
Benim için yağdırıldı o rahmet
Evliyanın sözündeki muhabbet
Embiyanın yüzündeki nur benim
April 20

Teşekkürler...(mavi_melek blue_angelyazan: )

 
BÖYLE BİR AŞK VARMI DÜNYADA


Rabbim
Bir insan koy kalbime
Ama o insan senin de
sevdiğin olsun

Ve bana öyle bir insan sevdir ki
O insanın kalbi Seninle sevişen bir mabed olsun.
Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce
Onunla buluşmuş olan sen olasın

Onunla el ele tutuştuğumuzda
İkimizin üzerinde Senin elin olsun

Bana öyle gözler göster ki
Ben o gözlerden sana bakayım
Bana öyle bir sevgili ver ki
O gözler cennete açılan iki pencere olsun

Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki
Kılavuzumuz sen olasın ey Rabbim

Öyle bir sevgili ver ki bana
Ona sarıldığımda kainat bize baksın
Birbirine sarılsın
Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın
Bize bakıp şeytan Adem’e secde etsin
Günah sevap uğruna kendini feda etsin
Ölüler birer birer uyansın sevgimizle

Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!
Sevgimizde Muhammed sevilsin
Öyle sevelim ki birbirimizi
Hz. Hatice göklerden bize seslensin
Ve desin ki;

“Bak ya Muhammed bak şu sevgililere onlar bizde… biz de onlardayız.
Bak Aşkımız bir kez daha yaşanıyor yeryüzünde..
ALLAH Aşkımızı öyle çok seviyor ki binlerce insana yaşatıyor..
April 15

Halil arkadaşıma Teşekkürler...

Bir gün, bir kozada küçük bir delik açıldı ve bir adam bedenini bu
küçük delikten çıkarmaya çalışan kelebeği saatlerce seyretti.

Sonra, kelebek sanki daha fazla ilerlemek istemiyormuş gibi durdu.

Sanki, ilerleyebileceği kadar ilerlemişti ve artık daha fazla ilerleyemiyordu.

Ve adam, kelebeğe yardım etmeye karar verdi. Eline bir makas aldı ve
kozayı keserek deliği büyüttü. Kelebek kolayca dışarı çıktı. Fakat
bedeni kocaman ve kanatları kuru ve buruşuktu. Adam, kelebeği
izlemeye devam etti, çünkü zamanla kanatlarının büyüyüp bedenini
taşıyabilecek kadar genişleyebileceğini umut ediyordu. Fakat bu olmadı!

Gerçekte, kelebek ömrünün geri kalanını o kocaman bedeni ve kuru,
buruşuk kanatları ile etrafta sürünerek geçirdi. Uçmayı hiç başaramadı.

Adamın bu aceleci iyiliği içinde anlayamadığı, bu kısıtlayıcı kozanın
ve kelebeğin o küçücük delikten dışarı çıkmak için verdiği
mücadelenin, kelebek için gerekli olduğuydu, çünkü bu, Allah’ın (c.c.),
yaşam sıvısının kelebeğin bedeninden kanatlarına doğru akmasını
sağlamak için bulduğu yoldu, böylece kelebek kozadan kurtulduğu anda
uçmaya hazır olabilecekti.

Bazen mücadeleler, hayatımızda tam olarak gerek duyduğumuz şeylerdir.
Eğer Allah (c.c.), hayatımıza hiçbir engelle karşılaşmadan devam etmemize
izin verseydi sakat kalırdık. Şimdi ve daha sonra olabileceğimiz kadar güçlü olmazdık.


Güç istedim…
Ve Allah, beni güçlü yapmak için karşıma zorluklar çıkardı.


Bilgelik istedim…
Ve Allah (c.c.) bana çözmek için sorunlar verdi.


Zenginlik istedim…
Ve Allah (c.c.) çalışmak için bana beyin ve güçlü kaslar verdi.

Cesaret istedim…
Ve Allah (c.c.) üstesinden gelmem için bana tehlike verdi.

Sevgi istedim…
Ve Allah (c.c.) yardım etmem için sorunlu insanlar verdi.

İyilik istedim…
Ve Allah (c.c.) bana fırsatlar verdi.

İstediğim hiçbir şeyi elde etmedim; İhtiyacım olan her şeyi elde ettim.
.

Mesut arkadaşıma Teşekkürler...

SEVGİYLE KALIN...

HAYATA GÜLÜMSEYİN

Ilginc,
insan egerki 10 milyonu sadaka verecek olsa bu miktari cok bulur ama 10 milyon ile magazadan birsey almaya gitse alacak birsey bulamaz...

 
Ilginc,
insan 10 dk zikir edecek olsa bu zamani cok bulur ama bir film veya mac olsa bir bucuk saatlik zaman onun icin hemen geciverir...


Ilginc,
bir futbol macinin uzamasi insanin hosuna gider ama Cuma namazinda hutbenin birkac dk uzamasi hic de hosuna gitmez...

Ilginc,
nsan duydugu dedikoduya hemen inanir ve kabullenir ama kesin dogru oldugunu bildigi birseyi inat ederek hemen kabullenmez...


Ilginc,
insan camide bir saat ibadet ederek vakit gecirecek olsa onun icin zaman gecmek bilmez ama televizyona bakarken zaman onun icin cabucak gecer...


Ilginc,
insan namaz kilarken,ibadet esnasinda dunyevi konulari dusunmeyi sever ama normalde Islamiyet'i dusunmekten kacinir...


Ilginc,
insana bir sureyi veya surenin anlamini okumak zor gelir ama bir romani okumak onun icin kolaydir...


Ilginc,
insan konserde ilk siralarda olmak icin caba sarfeder ama camide ilk siralarda olmak icin caba sarfetmez.


Ilginc,
Aksine namazin sonunda hemen cikip gideyim diye son siralarda olmak ister


Ilginc,
bir ayet ya da hadis ezberlemek insanin zoruna gider ama muzik listesi top 10'da olan sarkilarin hepsini ezbere bilir...


Ilginc,
insan ajandasinda bir dini toplanti icin zaman bulamaz ama dunyalik isler icin cok zaman bulur


Ilginc,
insan Islami konulari dinlemeyi ve anlatmayi zor bulur ama dedikodulari dinlemeyi ve anlatmayi cok sever


Ilginc,
insan CENNET'e gitmeyi ister ama hicbir sey yapmadan...


Ilginc,
insan hergun birilerinin olum haberini alir, ama yine de kendisinin de birgun olecegini dusunmez...


Ilginc,
insan hergun birgun curuyecek vucudunu daha formda tutmak icin yediklerine dikkat eder, cildine bakim yaptirir ama asla curumeyen ruhu ve kurtulusu icin hic dikkat etmez...




Rabbimiz bizleri nefsimize uydurmasın ve nefsimizi terbiye edenlerden eylesin  dua dua .....

.

AMİNNNNNNNN

April 14

Dinle Beni Ey Yüreğim...(Teşekkürler...)

Dinle beni yüreğim...
sadece ve sessizce dinle....
ve selam et yüreğim...
sevdaya aşka dair ne varsa hepsine selam et.

Bir yalvarışla çıkmıştık yola biz...
bir haykırışla....
umutlarımızı anlatmıştık susayan gönüllere..
biz sevdanın esiriydik yüreğim....
biz aşk askeriydik...

Şimdi bir köşede bükükse boynumuz...
ağlıyosak hala,incilmişsek yine toparlanma zamanı yüreğim...
bu yolda acının adını GÜL koyduk biz... zehirin adını BAL koyduk biz....

itselerde, herkesi DOST bildik biz....
bilelim yüreğim hep böyle bilelim biz...

Dertlere siper olma zamanı,gönüllerde sevda olma zamanı..
yüreğim kışın bahar olma zamanı....
hadi bir umut yine...kalkalım ayağa..
hadi silelim gözyaşlarımızı...

kimse görmesin bilmesin ağladığımızı... dostumuz olan geceyi bekleyelim yüreğim....

vede bizi yalnız bırakmayan yıldızlarımızı...
onları dost seçtik biz kendimize...
çünkü hem çok uzaktırlar hemde çok yakındırlar...


ışıklarıyla geceyi ne güzel aydınlatırlar... örtsün yüreğim gece bütün yaralarımızı....

saklasın bizim gözyaşlarımızı.....
elimizi kaldırdık ya semaya biz....
UNUTMA yüreğim biz istedik
AŞIK olmayı RABBİMİZDEN...
biz istedik dertleri can-ı gönülden...
gelsin dedik...sevginin fedakarlığı olacakdı elbet....

Yüreğim AŞIKLAR için burası sadece bir gölgelikti..yani okadar kısaydı..

O yüzden AŞIKLAR buraya hiç kıymet vermediler....
kimseyi incitmediler..
değmezdiki zaten bir gölgelikdi bura onlar için...
onların yurdu AŞIKLAR DİYARIYDI.....

ne kadar uzağız dimi yüreğim oraya.. gayret yüreğim...

gayret ve az sabret yüreğim....
kapı kapı dolaşma zamanı şimdi...

sevginin sahibini anlatmak için... kovulsakda anlatma zamanı yüreğim aşkın sahibini tanıtmak için...
anlatalım haykıralım ve yanalım yüreğim... nereye gidiyor bu insanlar diye....

ağlayalım yüreğim ağlayalım...
bize sevgiyi öğretmişti RABBİM....

sevgiyi tanımamız için bize anne baba eş dost göndermişti..... ama bunlar araçtı yüreğim...

basamak basamak HAKKA ulaşmak için....sevmekti yüreğim sadece onun için....

Hüzün mevsiminde dökülen yaprak gibiyiz.... savrulduk heryere..

kaybettik benliğimizi..

unuttuk nerden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi....
ve şimdi yüreğim....
hatırlama ve hatırlatma zamanı...

gözler sahtelikleri gördü hep..
eller sahteye uzandı hep...

kaç el yetim başını okşuyor yüreğim...
kaç el bir gözyaşı siliyor....

oysaki bu eller bize yüreklere dokunmak için verilmişti...

ve kaçımız şimdi gerçekleri görüyor..
kaçımız işine geleni görüyor....

oysa yüreğim bu gözler hakkı görmek için verilmemişmiydi.....

ve kaçımızın kulağında
sevgi sözcükleri çınlıyor....
kaçımız iyi şeyler duyuyoruz..

oysa bunların hepsi bize bir duyguyu büsbütün yaşamak için verilmişti....
AŞK...
işte ozaman göz onu görürdü, kulak onu duyardı, ayak ona varırdı, el ona uzanırdı......

Hasret yükünü sırtlayarak çok yollar aldık...
gözyaşlarımızı gönlümüze akıttık...ve yüreğim senle beraber kanadak,
acıtıldık, incitildik,itildik......

varsın yapsınlar yüreğim...
biz burda kalıcı değiliz...

varsın yapsınlar yüreğim biz lanet edici değiliz....
her şeyi gören her şeyi görüyo yüreğim... sen üzülme...mahzun olma....

Umut hayalimiz olsun..
sevdamız sermayemiz olsun...
gözlerimiz ışığımız olsun...
sözümüz özümüz olsun...
halimiz aşkımız olsun...
benliğimiz HAK ESİRİ olsun.....
güneşimiz rüyamız olsun....
ve bir gün öldüğümüzde
ADIMIZ AŞIK KONSUN.....

hep diyorum ve hep diyeceğim yüreğim sanma AŞK kolay değildir....

AŞIKLAR DİYARINA varmak kolay değildir... bedelde herşeyi ister....

AŞIKLAR kendilerini düşünmezlerdi kendileri yoktiki zaten onlar hiç buraya ait olmadılarki....

onların yaşadığı acıları yaşamadan bu yolda sana yol yok yüreğim..yol yok.....

Ve Yüreğim Yine Gitme Zamanı..
April 03

Teşekkürler...(Heinz...)

__________________$$$$$
_________________$$$___$$___________$$$$
_________________$$$____$$_______$$$___$
________________$$$______$$___$$$_____$$
__$$$$$$$$$_____$$$$______$__$$$______$$
$$$$______$$$$$_$$$$$_____$_$$$_______$
_$___________$$$_$$$$_____$$$_______$$$
__$$___________$$$$$$_____$$______$$$$
___$$$___________$$$$_____$______$$$$$$$$$$$$$
____$$$$$_________$$$_____$_____$$$_________$$$$$$- - - - - - $$
_____$$$$$$$$$$____$$$___$_____$$$_______________$- - - - - - $$$
________$$$$$$$$$____$$$$$$__$$$_________________$- - - - - - $
__________$$$$$$$$$$$$____$$$$________________$$$
______$$$$$$$$_____$$______$$$$$$$$$$$$$$$$$$$
_____$$$$__________$____$___$___________$$$
___$$$$___$$$$$$___$$______$$$$___________$$
__$$___$$$$$____$$$$$$____$$_$$$____________$$
_$$__$$______$$$$$$$_$$$$$$_____$$___________$$
$$$________$$$$$$$____$$_$$_____$$$$___________$
$$$$$$$$$$$$$$$_____$_$$$$$__$$$_$$$$$_________$$
_____________$$____$__$$$$$__$$$$_$$$$$$$____$$$$
_____________$$______$$$_$$$___$$_$$$___$$$$$$$
_____________$$______$$$__$$____$__$$
_____________$$__$__$$$____$$_______$
_____________$$$$$_$$________$$$____$
______________$$$$$____________$$$_$
______________$$$________________$$$
......|../
,•’``’•,•’``’•,
’•,`’•,*,•’`,•’ WÜNSCHE...
....`’•,,•’`
.......,•’`
.. .......,•’`
...........,•’`
........... ..,•’`
............./`’•,/ DIR...
.........../`’•,/
........./`’•, /
......./`’•,/
......|../
,•’``’•,•’` `’•,
’•,`’•,*,•’`,•’ EINEN...
....`’•,,•’`
.......,•’`
.... .....,•’`
...........,•’`
............. ,•’`
............./`’•,/ SCHÖNEN...
.........../`’•,/
........./ `’•,/
......./`’•,/
......|../
,•’``’• ,•’``’•,
’•,`’•,*,•’`,•’ TAG
....`’•,,•’`
.......,•’`
.... . ....,•’`

. . . . . . . . . . . .(''v'')
. . . . .(''v'') . . . . 'v'. . . . . (''v'')
. . . . . .'v' . .-''''- .,. -''''-. . .'v'
. . . . . . . . ganz herzliche . . .
. . . (''v'') . .''. liebe Grüsse. .'' . . (''v'')
. . . . 'v' . . . . '' - .,. - 'von Heinz* . . v'
. . . . . . . . (''v''),Wünsch dir einen schönen Mittwoch(''v'')
. . . . . . . . . 'v'. . . . .. .
March 25

Teşekkürler...( ömer cangir (bamteli72@hotmail.com)

BİLGİSAYAR VE İMAN


Cami imamı Abdullah hoca , bir iş için resmi dairelerden birine gider.
Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet- cafenin yolunu tutmak zorunda kalır.
Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim 'fesubhânallah' lar,estagfirullah'lar çektirir hoca efendiye, hem de peşpeşe:
CEN.NET CAFE
Cafe işleten delikanlıya:
- Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?
- Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim.
Abdullah hoca başlar beklemeye. Böylelikle bulundugu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline.
Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır.
Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur.
Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler
nasıl kapandan çıkamıyorlarsa, ayrı telden, ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de
buradan çıkamadıklarını düşünür. Bir 'fesubhanallah'
Bir 'fesubhânallah' daha çeker ve:
- Ähir zaman fitneleri işte canım, der kendi kendine.
Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur.
En azından bu da bir hürmet ifadesidir. 'Aferin' derken içinden, hayıflanır, istemeden:
- Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar.
Boşa hayıflanmanın, vah vah demenin, bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla hasbihal etmeye karar verir:
- Delikanlı sana bir şey soracağım ama bilmem ne düşünürsün?
- Buyurun amca, ne soracaktınız?
- Sen Allah'ı bilir misin?
Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği jöleli saçları,
her baktığında bir 'fesubhanallah' daha çektiği sakal şekliyle bu delikanlıdan aldığı cevap, hoca efendiyi pek şaşırtır.
Cafeyi işleten delikanlı gülümseyen gözlerle bakarak:
- Kul, kendisini yoktan var edip hayat bahşeden, düşünecek akıl, görecek göz veren Rabbini  nasıl bilmez amca?
Hayretle sormaktan alamaz kendisini:
- Biliyor musun? Peki neyle biliyorsun Allah'ı, bana bir anlatır mısın?
Delikanlı eliyle cafedeki bilgisayarları göstererek cevap verir:
- Bu bilgisayar ile biliyorum amca.
- Bunlarla mı? Pek anlayamadım.
- Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah'ın varlığının en açık delillerinden biridir.
Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler amca,böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir.
Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını,
mutlaka birisi tarafindan yapılmış olduğunu söyler sana.
Meselâ Darwin kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki:
'Bu Älet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir.'
Darwin bile 'çüş lan deve' der.
Abdullah Hoca delikanlının anlattıklarından hoşlanmıştır. Keyiflenir:
- Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor değil mi evlâdım?
- Bak amca, burada 20 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine bağlı, hepsi bir program tarafından idare ediliyor.
Bu sistemi ben kurdum, burayı ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur; 
Bazen oyun oynayıp, interneti kullanıp para ödemeden sıvışmaya kalkanlar oluyor.
Hemen yakaliyorum onları. 'Gel bakalım! Nereye gidiyorsunuz böyle?
Buranın nimetlerinden faydalanıp başıboş bırakılacağınızı mı zannettiniz?
'Paramız yok abi! ' derlerse; 'Yok öyle yağma! ' deyip cezalandırıyorum.
İnternet-cafeyi temizletiyorum: paspas yapıyorlar, camları silip tuvaleti temizlettiriyorum.
Bir saat oyunun, internetin bedeli olur, bunun hesabı sorulur da, sayısız nimetlerle dolu koca bir ömrün hesabını sormazlar mı insana?
Bir cafenin bile işlerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatı kusursuz
işleyen bu  sisteminin bir kurucusu olmaz mı?
Olmaz diyenin ahmaklığını bütün noterler tasdik etmez mi?
- Vallahi evlâdım pek takdir ettim seni. Peki Allah'ı nasıl bilirsin, neye benzetirsin?
-Ben Allah'ı hiçbir şeye benzetmeden bilirim amca.
- Bunun böyle olacağını nasıl bildin evlâdım?
Delikanlı eliyle bilgisayarları işaret etti:
- Yine bunlar sağ olsun. Bu bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır.
Birbirlerine benzemezler.
Programı yazan insan başkadır, ortaya konulan program ise bambaşka.
Bilgisayarda yüklenmiş bilgiler vardır, fakat benim bilmem yine başkadır.
Kamerası vardır, ses düzeni vardiır, ama benim gözlerim ve duyup konuşmam farklıdır.
Abdullah amca çocuğun feraset ve anlayışını çok beğenmişti.
Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, gayet mantıklıydı ve berrak bir imana işaret ediyordu.
Aslında buradaki işi bitmiş, kimlik numarasını çoktan almıştı; ama muhabbete devam etmek istedi.
- Peki varlığına inandığın Rabbin için ne yapman gerektiğine dair ne biliyorsun?
- Ne yapmam gerektiğini biliyorum amca, fakat ne kadarını yapabildiğim hususunda
kendimi yeterli görmüyorum.
- Ne bildiğini söylersen, neler yapabileceğine dair yardımcı olabilirim belki evlâdım.
- Neler yapmam gerektiğine dair şuradan biliyorum amca:
Öncelikle, Rabbim bana bir gönül vermiş. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerleştirmiş.
Ben de gönlümde sadece O'na ve sevdiklerine yer vermeliyim,
O'nun istemeyeceği şeyleri gönlümden uzak tutmalıyım.
İkinci olarak bana verdiği dili razı olmayacağı sözlerden korumalıyım. Her zaman O'nu  soylemeli, O'nu anlatmalıyım.
Son olarak bana verdiği bu bedeni onun razı olacağı şekilde kullanmalı, bir gün toprak olacak vücudumu
O'nun yolunda eskitmeliyim. Benim bildigim bundan ibaret.
- Ee evlâdım daha ne yapacaksın, başka bir şey kalmadı ki!
- Efendim yapmalıyım, etmeliyim diyorum ama, bal demekle ağız tatlanmıyor ki!
Gidilecek yolu bilmek ayrı, usuluyle yolda yürüyebilmek apayrı bir şey
Yine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse,
Şeytan denilen melun HACKER, benim sistemimde ki NEFS virusunu aktif hale getiriyor.
Üstesinden gelebilene aşk olsun. Etkili bir antivirus programı bulmam lazım belki de..
- Ben biliyorum, dedi Abdullah Hoca ve ekledi: ""NAMAZ""
- Eveeet amca, ""NAMAZ"" anti-virus programlarından birisidir.
Hayat sistemine kurup, günde beş kere de bağlanırız
Böylece sürekli güncellenir.
March 24

Eyüp Altınsoy'a Teşekkürler...

SOHBET VE KARDEŞLİĞİN SORUMLULUKLARI

Allah’u-teala için birbirini sevenler ve O'nun (cc) için ayrılanlar Arş-ı Ala'da gölgelenecekler.

'Biri, diğerini dünyevi menfaat sebebiyle terk eden, Allah’u-teala yolunda kardeş olamaz'. (Cüneyd el-Bağdadi)

Kardeş incitilmez, aşırı şaka yapılmaz, yerine getirilemeyecek Söz verilmez.

Bir ayrılık vuku bulsa da arkadaşı iyilikle anmak.

Mümkün oldukça hüsn-ü zan etmek.

Sadır olacak nefi bir harekete doğrudan kınamada bulunmaz, Yanlışı gidermede en iyi yolu tercih eder. Takva ve hayırda Yardımlaşma Arkadaşına af dileme, dua etme, birliktelik için Bereket niyazı.

Kişi, dostunun dini üzeredir.

Kardeşlik, ancak kalplerin birbirine ısınması ve muhabbetle mümkündür. İnsanların birbirine duyduğu sevgi ve samimiyet, bir taraftan onları güzelleştirip olgunlaştırırken, bir taraftan da toplumda nice güzel gelişmelerin anahtarı olur. Sevgi ve samimiyet öylesine gücü bir barış ve huzur kaynağıdır ki, yayıldığı toplumlarda çoğu sıkıntılar kendiliğinden yok olur. Sevgiyi bu kadar sihirli yapan şey, onun kalbe “inşirah” denilen ferahlık ve iç huzurunu getirmesidir. Sertliğiyle, öfkesiyle toplumda çıban gibi duran insanların, aslında iç huzurunu yitirmiş kişiler olduğunu görmek hiç zor değil. Yunus’un, “Yaratılanı sevelim yaratandan ötürü” deyişini bilirsiniz. Bu söz kalbimize, gönlümüze nakşolması gereken bir mana taşır. Sevgi mümin için bir okyanus gibidir. Oradan herkes nasibi kadar alır. Hüner daha çok almaya, her an almaya, böylece sevgi hazinesini çoğaltmaya gayret etmektir. Korku düşmanlığı, sevgi ise dostluk ve kardeşliği doğurur. Bizler dünyaya düşman kazanmak için değil, dost kazanmak ve kardeşliği pekiştirmek için geldik. Sevgimizi perdeleyen, muhabbetimizi yok eden kendi korkularımıza gelince; Şöyle demiş bir büyük zat:” Korkmayın! Eğer korkmanız gerekiyorsa, Yalnız Allah’tan korkun!.” Başka söze gerek yok sanırım.. Sevgiyi, saygıyı ve itaati yakalayabilmek dileklerimle.. Allah'u-tealaya emanet olun..
 

Custom HTML

~~YAĞMUR~~Kimselere yağmıyor bu yağmur Gençlik anılarından başka Kimseler bilmiyor, ıslanmıyor hiç kimse Yalnızca uzak denizleri çağırıyor Hangi mevsime yakışır acaba Baharlara.. kışa uygun değil Yazın gözyaşı gibi çabuk kurur Kesinlikle gündüz yağmalı ama Her damlası bir geceyi bir daha dokur Bir ıslık sesidir yağmur, bir uyarı Hayat gibi vazgeçilmez yine senindir Bundan sonra ne değişir aşkım, sonsuzum Yağmur bir başka düşün eşiğindedir

Custom HTML

click to comment
Photo 1 of 11

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
http://img33.imageshack.us/img33/8189/cumarbg.jpg

Yürek nükleer güç merkezidir. Sevdiği zaman sevdigine cennet, sevmediği zaman nefret ettigine cehennem kesilir…

insanın kazanılması ne denli büyük bir saadetse kaybedilmesi de o denli korkunç bir felakettir...

Bir benimle ne çıkar demeyeceksin, baharın haberini karın altında kı
şa inat açan kardelenlerin verdiğini unutmayacaksın...

Kim var diye sa
ğa sola bakmayacaksın, ben varım diyecek ve yürüyeceksin...

önce seveceksin, garazsız ve ivazsız, pazarlıksız, bedelsiz seveceksin, sevginin illeti ölümsüz olacak ki sevgin de ölümsüz olsun.

Bir insanın yüre
ğinin aydınlanmasına vesile olduğunda dünyanın tapusunu sana vermişler gibi sevineceksin.

Onu kınamak yerine karanlık yüre
ğine ışık tutacak, sevgiden oltanı gönül ummanına şefkatle atacaksın...

img128/4313/sampbfbfef012ae796d7ex9.jpg
4 days ago
http://img512.imageshack.us/img512/2971/kandiltebrigirbg.jpg

Regaib Kandilidir Bugün. Bu kandil, dini literatürümüzde üç aylar olarak bilinen, Recep ayı ile başlayıp, Şaban ayı ile devam eden, rahmeti, feyzi ve bereketi bol olan Ramazan ayı ile noktalanan huzur ve maneviyat mevsimine girdiğimizin de habercisidir.

Üç aylar ismiyle şöhret bulan bu aylar ve içinde barındırdığı özel geceler, Allah’ın rahmetinin müminlere bol bol ikram edildiği, mağfiretinin, lütuf ve kereminin üzerimize sağnak sağnak yağdığı zaman dilimleridir. Zira bu günlerde kalpler aynı duygu etrafında birleşip çarpar, eller aynı düşüncelerle semaya açılır, gözlerden aynı hissiyatın yaşları süzülürken, dillerden dua ve tespihler aynı aşkla dökülür. Ayrıca bu aylar, durup düşünmenin, geçip giden zamanın değerini idrak etmenin ve daha iyi değerlendirmenin çaba ve imkanlarını sunmaktadır bizlere. Günlük hayatın koşuşturması ve yoğun temposu içinde insan, zaman zaman gönül alemine nazar kılma ve içe doğru bir yönelişi yaşama ihtiyacı duymaktadır. İşte bu mübarek gün ve geceler böyle bir deruni muhasebeye de vesile olurlar.

İman, insanın iç aleminden başlayıp hayatının her alanını aydınlatan bir hakikat bilgisidir, bir bağlanıştır. İman, bu dünyada yalnızlığının ve faniliğinin sürekli farkında olan, fakat bu derin hakikatı göz ardı etmeye de uğraşan insanı Yüce Yaratana bağlayan ve ona hayatın nihai anlamını kavratan bir güçtür. Namaz, oruç, zekat, hac, dua ve Allah’ı anma gibi ibadetler ise bu bağlantıyı canlı tutarlar. Giderek yalnızlaşan, maddi imkanı artmasına rağmen ruhi yönelişlerini yitiren günümüz insanına bir diriliş fırsatıdır üç aylar ve kandiller. Dinî hayatımıza olumlu anlamda yeni bir heyecan, canlılık ve ivme kazandıracak olan bu mübarek ay ve geceler, Yaratıcımıza, ailemize, çocuklarımıza, vatanımıza, milletimize ve tüm insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızın olduğunu bir kez daha bizlere hatırlatmakta, yanlış ve kusurlarımızdan dönmemize vesile olmaktadır.

İnsan bir taraftan saygın, üstün hasletlerle donatılmış, diğer taraftan da pek çok zaaf ve kusuru bulunan bir varlıktır. Madde ve mânâ arasındaki dengenin madde lehine bozulduğu, dünyevileşen insani ilişkilerin ve değer ölçütlerinin hepimizi olumsuz yönde etkilediği zamanlarda, insanın ruhunu derin kırılmalardan ve acılardan koruyabilmek için, manen yükselirken öz eleştiriye her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır. İlahi rahmete fazlasıyla mazhar olan bu mübarek gün ve gecelerde kendimizi sorgulamaya ve dinin manevi ikliminde gönül huzuru, istikamet ve öz güven kazanmaya, ihtiraslarımızı dizginleyip menfaat ve çekişmelerden uzak kalmaya ihtiyacımız daha da artmaktadır. Öyleyse bu mübarek zaman dilimini fırsat bilerek, aramızdaki çekişmeleri ve kırgınlıkları, şahsi menfaat hesaplarını bir tarafa bırakıp, Yüce Dinimiz’in bizden istediği, sevgi, saygı ve hoşgörü ortamının kurulmasına, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin güçlenmesine, insanî ve ahlâkî meziyetlerin yaygınlaşmasına gayret gösterelim.

Bu duygu ve düşüncelerle, Siz değerli kardeşimin , ve Ümmet-i Muhammedin Mübarek Regaib kandilini ve üç aylarını tebrik ediyor, milletçe birlik ve beraberlik içinde daha nice kandillere kavuşmayı, bütün İslam aleminin ve insanlığın barış ve huzur içinde olmasını Cenâb-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

img128/4313/sampbfbfef012ae796d7ex9.jpg
June 25
June 20
June 18
mehmet içliwrote:

 

   

   

Francisco José Papi's Photo on IMEEM
  

Ayrılık Kıyameti  

click to comment 

Başka gülün renginde taze bahar mevsimi
Bulduğun yerde kopar ayrılık kıyameti
Nefsinin çağrısında kör şeytanın sesini
Duyduğun yerde kopar ayrılık kıyameti
click to comment 
Zaman gelmiştir artık dönme vaktidir geri
Ettiğin yeminlerin yalan olur her biri
Tarih kitaplığına biten bir aşk defteri
Koyduğun yerde kopar ayrılık kıyameti
click to comment 
Tende bağ bozumudur koparır lalesini
Bir koklar atar gönül almıştır hevesini
Bir başka bahçıvanın taze menekşesini
Seçtiği yerde kopar ayrılık kıyameti
click to comment 
Vuslat çekilmez olur sabrı marifet sayar
Geçen onca senenin nice hatırına kıyar
Mutluluğu bir başka pembe dudakta arar
Bulduğu yerde kopar ayrılık kıyameti

 
Francisco José Papi's Photo on IMEEM

  Hasret Kaldım

Y1p--ihww_h8fensykmai4p_xqlu3f1rryb 

Yaşamımda gülmek nedir bilmedim
Bağım çiçek açti ama dermedım
Büyüklerde sevgi şefkat görmedim
Hasret kaldım sılam ile sevgiye.
Y1p--ihww_h8fensykmai4p_xqlu3f1rryb
 
Sılamla aramda büyük engel var
Gurbette yaşam zor hergün dıram var
Bilmem bu dünya bana neden dar
Hasret kaldım sılam ile sevgiye.
Y1p--ihww_h8fensykmai4p_xqlu3f1rryb
 
Niye ey zalimler bilmemki niye
Sorarım kendıme bu çile niye
Siyah saça aklar düştü bil niye
Hasret kaldım sılam ile sevgiye.
Y1p--ihww_h8fensykmai4p_xqlu3f1rryb
 
Hayel kırıklığı her zaman mevcut
Bu satırlar benım derdıme kanıt
Kimse veremez soruma yanıt
Hasret kaldım sılam ile sevgiye.
Y1p--ihww_h8fensykmai4p_xqlu3f1rryb
 
Tek hayelım vardı huzurlu yaşam
Sılaya gitmeye dağlari aşam
Ovasında kırlarında dolaşam
Hasret kaldım sılam ile sevgiye. 

 

CLUB MEHMET 

  

mehmeticli358@msn.com 

LÜTFEN ALINTI YAPMAYINIZ !!!

 

June 15
June 12
June 11
June 11
cemal ekinciwrote:
cooook güzel sagol vesuper
June 7
İYİ GECELER ARKADAŞIM
love 
SAĞLIK DOLU NEŞELİ MUTLU BİR HAFTA GEÇİRMENİ TÜM KALBİMLE DİLERİM
ALLAH SENİ VE AİLENİ TÜM SEVDİKLERİNİ KORUSUN ARKADAŞIM
KENDİNE ÇOK İYİ BAK ARKADAŞIM
priqtna vecher
İZMİRDEN SEVGİLER SELAMLAR deniz.sea.izmir 
May 31
merhaba güzel sevgili arkadaşım
çok güzel neşeli mutlu bir hafta geçirmeni dilerim
herşey gönlünün dilediği gibi olsun inşallah
izmirden sevgi ve selamlar deniz
 
May 25
My Soulwrote:
Bless You My Friend
May 17
büşrawrote:


 EY RABBİM 

Bizleri seni hatırlatacak haller,
seni anlatacak diller

 sevginle dolup taşan 
aydınlık kalpler nasip eyle.

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN...
May 15
  
May 15
May 10
May 7

 

 

güzel yorumlarınız ve dilekleriniz için

çok teşekür ederim

 arkadaşım

ALLAHIM BU HAYIR MUBAREK CUMA GÜNÜN YÜZÜ SUYU HURMETİNE SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN HATRINA ŞUANDA TÜM SIKINTI ACI KEDER ÇIKMAZDA OLAN DARA DÜŞMÜŞ KULLARINA SEN MERHAMET ET YARABBİM!! BİZLERİ ELLERİMİZ BOŞ ÇEVİRME BİZ GÜNAHKAR KULLARINA SEN MERHAMET ET BAĞIŞLAMASI BOL OLAN RABBİM SENDEN BASKA GİDECEK YERİMİZ YOK ALLAHIM SENDEN BASKA İSTEYECEK DİLEK KAPIMIZ YOKK SEN BİZİ SIKINTILARIMIZDAN İŞLEDİĞİMİZ GÜNAHLARIMIZDAN KURTAR YARABBİM YÜCE ALLAHIM DERT ÇEKEN DERMAN ARAYAN KULLARININ İMDAT ÇIĞLIKLARINA SEN HAYIRLI ÇARELER HAYIRLI GÜNLER NASİİP ET !!! ŞÜKÜRLER OLSUN SANA RABBİM .... ( amin)

Apr. 30
                                                                                      for comments
                                                                                           My thanks to
                                                                                                My dear friend
                                                                                                    Fortunately there are
Apr. 21
Apr. 18
http://img23.imageshack.us/img23/8189/cumarbg.jpg
Dua, dua eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış
 
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu
İplik ki incecik, örer boşluğu
 
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve 
 
***Kardeşim, sevinin , başlar yüksekte!
 
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
 
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş ,gün batmış , ebed bizimdir

Necip Fazıl Kısakürek


Apr. 17
Apr. 11
Apr. 9

GİTMEK VAR

lenvolbythomasxarcaneiisk7.jpg
 
 
Birgün ansızın gitmek var,
Hiç kimseyle,
Vedalaşamadan,
Ayrılmak var
Kimbilir,
O gün nasıl bakarım,
Son kez dünyaya.
Yine pırıl pırılmı,
Olur gözlerim.
Birgün haber vermeden,
Gitmek var,
Kıyamadıklarına,
Bir el bile sallayamadan,
Sadece ellerinde kalbin,
Ayrılış vakti geldiğinde,
Ar acele veda etmek var.
 
 
                           erkan TAŞKINSU
Apr. 9
 
 
TÜM DOSTLARA SEVGİLERİMLE
 

  BİR  ŞİİRİN DİZESİNE GÖM BENİ ŞAİR BİLMESİN
Yüreğin nereye denk düşerse, oraya koy beni gülüm. Oraya götür nereye giderse… Ey gül, ey güller güzeli gül…

Dikenli de olsa da sevda yolları... Kanasa da yüreğin, gözyaşı olup aksa da gözlerinde damla damla hasret… Yalnızda kalsan kalabalıkların ortasında, üşüse de sesin, yüreğinin en sıcak yanına koy beni gülüm...
Özlem düğümlenirse gözlerine, bırak yeşersin sevda göğsünde... Bırak gül kokusuyla yıkansın gül tenin…

Sevgiden başka silahım yok benim. Silahsızım kuşları vurulmuş bir gökyüzünde ben öleceğim gülüm kimse bilmesin, eski ve derin bir anıya göm beni, kimse görmesin…

Üşümesin gözlerimde umudu sokakta kalmış kimsesiz çocuklar, susuz kalmış ayışığı tomurcukları…

Yaralıyım.. karakıştayım, odam soğuk, aşım yok, suyum yok. Yaralarımı saracak kimsem yok senden başka...
Ben öleceğim gülüm kimse görmesin, bir çınar ağacının gölgesine göm beni bahçe bilmesin…

Gecelerime yağmurlar damladı, ıslandı duygularım, üşüdüm, yağmur oldum kendime, kar oldum uzak dağlara

düştüm. Hangi bahara tutunduysam alıp götürdü umutlarımı kış. Ardından gozlerimi de alıp gitti zemheriler, kör kaldım…

Yüreğinin yangınında incecik yağmurlara al götür beni gülüm… Sevdalara, bulutlara, rüzgarla ra götür
Ben öleceğim gülüm kimse görmesin, bir gül bahçesinin en gizli yanına göm beni, bağban bilmesin…

Bil ki, ne ağlamak için yağmuru bekliyorum artık ne de yaşamak için baharı. Sevinmek, gülmek unuttuğum eski bir şarkı şimdi, her gece dudaklarımda sızlayıp üşüyen…
Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin, yüreğinin gül yanına koy beni, kimse görmesin…

Bir zamanlar gökmavisi bir çiçekti yüzün yüzümde, ıssız dağbaşlarında bir rüzgarın sesini duyardım, bir de senin… Neye dokunsam tenindi, nereye tutunsam ellerin… Nereye sığınsam yüreğindi…
Her seher yağmurun yağmadığı ülkelere sevda rüzgarlarıyla gözyaşlarından inci taneleri getirirdin yanan yüreğime damla damla…

Şimdi aynalarda saklı bir gölge gibi, içimizde saklı kaldı o sevdanın derin izleri...

Nereye baksak gözlerimiz biraz esrik, biraz hercai, nereye gittiğimizi ne yaptığımızı bilmeden dolaşıyoruz eski anıların geçtiği yerleri.

Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin, yüreğinin gül yanına koy beni kimse görmesin…

Acılar savuruyor şimdi anılarımızı, bilmediğimiz yolculuklara çıkıyoruz her gece... Rüzgarlara bırakıp hayallerimizi, şiirler savuruyoruz karanlığa. Umutsuzca bir uçurum kenarından kendimizi boşluğa bırakarak... Öldürüyoruz içimizde kalan ne varsa aşktan,sevgiden, yarından yana...

Tut ki, hiç yaşamadık biz, türküler söylemedik esen rüzgarlara… Bırak ak çiğdemler düşsün saçlarımıza elem renginde, kimse bilmesin...

Söylenecek son birkaç sözdür belki dilimizde düğümlenen ve duyguların çözüldüğü yerden telleri kırık bir kemanın göksünden inleyip sızarak ve sızlayarak içimize gömülen zifiri gecelerde..
Lacivertlerin üstünü siyah düşlerle örttüğü yalnızlığımızın, içimizde saklı sesleri vururken yorgunluğumuzu…

Her keman sesi biraz kederlidir gülüm inleyen tellerinden... Belki bıkmıştır bizim gibi eskimiş, esrimiş yorgun kederli sesinden....

Sonbaharın soluk yanaklarına
şarkılarını üflerken rüzgar
kırık bir keman telinde
bırak sızlayıp dursun ömrümüz

Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin, bir sonbahar yaprağının ürpertisine koy beni, oğlunu yitirmiş bir babanın gözlerindeki derin hüzne, yüzümdeki küskün kedere, bir kemanın acıklı iniltisine koy beni, rüzgar duymasın…..

Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin, bir dağbaşı yanlızlığının ıssızlığına göm beni, sular bilmesin.

Bir şiir'in sıcak yüregine bırak sevgimi, Ben öleceğim gülüm kimse görmesin.

HAYIRLI GECELERİNİZ OLSUN

RABBİM YAR VE   YARDIMCIMIZ OLSUN 

  
MÜRŞİT 
 


Apr. 8
Apr. 7